7 Aralık 2010 Salı

HDR Denemelerim


Tek kare HDR denemelerim...Adobe CS4 Topaz Adjust Eklentisiyle oluşturuldular...

28 Kasım 2010 Pazar

Haydarpaşa


 Yakın zamanda railport isminde bi alışveriş merkezi olur, içine de 2 eski tren vagonu koyarlar şekil olsun çocuklar binsin eğlensin diye...


25 Kasım 2010 Perşembe

music is my life olsun o zaman bu fotoğrafın adı

fotoğrafın hikayesi pekte karışık değil.H.Özgür Çankaya'nın kurgusuna "çöreklendim"...israfil deresi gezisiydi.100 kişi gelmişti.güzel fotoğraflar çıkacaktı çıktıda..fakat yetmedi yetmezdi güzel bi kurgu ve mekanda içime sinecek kare arıyordum.bir gün öncesinden kurguluk ne varsa getir dediğim semih'in gitarı ve özgürün kurgusu devreye girdi o sırada...yoldan 2 metre aşağıda epey dik bi yamaçta çekildi fotoğraf.ağaca yaslanmış semih ve fotoğrafı çekerken aşağı yuvarlanmamak için yine ağaçlara yaslanan bizler di kamera arkası ekibi..sonuç olarak böyle bi kare çıktı..olduğu kadar....

bir garip heves oluştu bende: moda fotoğrafçılığı



hani bahsi geçer ya.fashion photography diye...işte o tarz efektler o tarz renk tonları bi model isterdim uzun zamandır...buldum sanırım.buldum ve 3'ünü 1 fotoğrafta kullandım...bu da "moda fotoğrafı" kategorisine alabilceğimiz bi fotoğraf oldu (sanırım)..biliyorum boydan olması gerekirdi ama portre olarak değerlendirilsin istedim...iyi seyirler dilerim..elimden geldiğince moda fotoğrafı tarzı çekimlere devam edicem..bol bolda modele ihtiyacım olacak..bu çekimlerde yer almak istiyorsanız eğer http://www.facebook.com/mahonyy20 bir mesaj atmanız yeterli olacaktır...

Konser Fotoğrafçılığı


Konser Fotoğrafçılığı yapmak ya da yapmayı istemek bende ilk PAÜ bahar şenliklerinde Nil Karaibrahimgil konserinde ortaya çıktı.20.000 kişinin arasında Nil'i dinleyip coşacakken önüme bi fırsat geldi ve ben tek aşkımla; bende yavaş yavaş bağımlılık yaratmaya başlayan fotoğraf makinam ve en iyi arkadaşımla Nil Konserini çekiyorken buldum kendimi...Hürriyet Gazetesi tarafından görevlendirilmiştik..Güzeldi ilk deneyime göre hoş kareler çıkmıştı...bundan aylar sonra ise bu sefer Manga Konserinin Fotoğraflarını çekcektim....nasıl gelişmişti olaylar...kendimi nasıl "örövizyon"da harikalar yaratan bu grubun fotoğraflarını çekerken buldum...

Konser afişini gördüğümde konsere gitmeye karar vermiştim zaten.uzaklardan çekicektim zoom objektif bulup.fakat bu bana yetmezdi yani ben daha fazlasını istiyordum.Nil konserinde damarlarımda dolaşmaya başlayan bu fotoğraf dalında başarılı olmak için onları daha yakından ve daha ciddi çekmeliydi.Konseri üstlenen "kurum"a telefon açtım ve konserde fotoğraf çekmek istediğimi söyledim.kabul etmeleri uzun sürmedi.görüşmeye çağırdılar gittim ve kabul ettiler.


Konser akşamı bi heyecan konser alanına gittim..ve mangayı beklemeye başladık.çok profesyonel bi çalışma ortamı vardı.kıl menajerler güvenlik görevlileri falan.bunların arasından sıyrılıp farklı pozlar çekmek zorunda olcağım bir gece beni bekliyordu...Manga konser alanına geldi vip minübüsleriyle.kapılar açıldı ve koşar adımlarla binaya daldılar,arkalarında yüzlerce hayranlarıyla.aralarındada ben :) ilk güvenlik memuruna görevli kartımı gösterip girdim zor olmamıştı içerdekilerede kartımı gösterip girdim ve sonunda kulis önündeydim.içerde manga grubu; ferman,yağmur,cem vs....bikaç fotoğraf çekimi oldu ve "starlar"ımız dinlenmek istediklerini söyledi..kulis macerası bikaç sohbet,röportaj ve fotoğraf çekimiyle sona erdi..

Konser ise muhteşemdi,şarkılara eşlik etmekten vakit bulduğum anlarda ise fotoğraf çektim :) güzelde oldular,hatta hayatımda içime sinen en güzel fotoğraflar bu konserde çıktı...manga solisti fermanın konserde önümüze gelip poz vermesi ayrı bi jestti.yani öyle hoşumuza gitti ki çok "sevgili" menajerlerinin tavırlarını bile unutturdu...

Manga konseri bundan sonra Denizlide olacak tüm etkinliklerde kapımı açan bir bilet oldu.buda konser fotoğrafçılığında benim açımdan çok güzel bi gelişme tabi ki...


daha güzel etkinlik fotoğralarında görüşmek üzere diyelim şimdilik....
fotoğraflar için:

gücümün yettiği tek şuan kendi cinayetim


Gücümün yettiği tek şey, şu an; kendi cinayetim. Yanlışlar tecrübe değil! Pişmanlıkla ser sefilim. Aslında suçlu benim! Günahlarım sırtımda yer etmiş, ki nitekim cehennem yolcusu bir misafirim. Dinimiz var mıdır, bakirelikle suçlayamadık ruhumuzu. İnsanoğlu uykuda hala, büyüttü kabusu. Egoist tablosu. Sanki güzelmiş gibi dışarı çıkarttığımız; küresel lanet olası şehvet duygusu. Hayat insanın elinde bir senaryo, onların karanlıktır kurgusu!



sen; bir hayal, bir yalan denemesi! Hani evcilik oynamak için arkadaş bulamayan küçük kızlar, tek başlarına oynamak zorunda kalırlar ya evlerinin bir kenarında, ama o küçük kız öylesine inanır da evcilik oynadığına, oyuncak bardaklardan bile ikişer tane koyar ya sofraya, aynen öyle bir oyun oynamaktayım işte ben de. Bilirim elbette, bilirim aslında senin hiç olmadığını ve asla da olamayacağını ama şizofreni de tıpkı evcilik gibi yalnız oynanmaz!

kitap: şizofreni yalnız oynanmaz....rahmi vidinlioğlu
çekimler: burhanettin öztekin
model&düzenleme: mahmut yılmaz ......
sözler: şizofreni yalnız oynanmaz adlı kitaptan alıntıdır

k-u-r-g-u-l-a-m-a-c-a


Eski bir arkadaşın hüzün kokan pespembe dudaklarından duydum gidişinin gerçek nedenini. Dedi ki: “Problem değilmiş kurbağadan farksız yüzün onun için; ama cinayet bile işlermiş şizofrenler! Bu yüzden korkmuş, bu yüzden reddetmiş senin aşkını. Bu yüzden esirgermiş senden bir küçücük selamı. Bu yüzden dilekçe vermiş savcılığa, yalnızca sen sorumlu olacakmışsın eğer ona bir şey olacak olursa!”

söz: rahmi vidinlioğlu